İÇİMİZDEKİ VOLKAN:ÖFKE
Öfke
bir işarettir, hem de önemli bir işaret. Öfkemiz incindiğimizi, haklarımızın
ihlal edildiğini, gereksinimlerimizin ya da isteklerimizin doğru şekilde
karşılanmadığını ya da sadece, işlerin yolunda gitmediğini gösteren bir ileti
olabilir. Öfkemiz yaşamımızdaki önemli bir duygusal sorunu ihmal ettiğimizi
gösterebilir. Öfkemiz, başa çıkabileceğimizden çok daha fazlasını yaptığımızı ya
da verdiğimizi gösteren bir işaret olabilir. Ya da öfkemiz başkalarının bizim
için, kendi gelişimimiz ya da yeterliliğimiz pahasına çok fazla şey yaptıklarına
dair bir uyarı olabilir. Tıpkı fiziksel acının elimizi sobadan çekmemizi
gerektirdiği gibi acı da benliğimizin bütünlüğünü korur. Öfkemiz bizi,
başkalarının hakkımızdaki tanımlama şekline "Hayır" ve kendi benliğimizin
isteklerine "Evet" demeye yönlendirebilir.
Tanımadığınız, ele almadığınız öfke, içimizdeki bir tohum gibidir ve
etkileri pek çok yöne uzanır. Bastırılmış öfke, öfkeyi ilk yaratan durumu
sürdürmemize yol açan sistemleri meydana getirir. İşte bu yüzden, azami
özgürlüğe giden yolda, bastırılmış öfkemizden haberli olmamız önemli bir
adımdır. Şu anki incinmemizle onun kaynağı arasındaki bağlar, kolayca gözden
kaçabilir. Acımızın kaynağı yılların ardına kapatılmış da olsa inkar
edilemeyecek kadar güçlüdür. İnsanların, çocuklukta karşı çıktıkları durumları
yaratacak kişilerle evlenmelerine yalnızca rastlantı deyip geçemeyiz. Yıllar
boyu insanların hep aynı çıkmaz sokakları denemelerini, tövbe ettikleri işleri
yeniden yapmalarını rastlantı ile açıklamak zordur. Eski davranış kalıplarımızın
kaynağını ve gücünü anlamadığımız sürece, bunlarda gerçek bir değişme yapamayız.
Öfke her zaman, gerçek veya varsayılan haksızlığa verilen tepkidir. Geçmişimizde
ne zaman bize gönderilenin elimize geçmediğini, kandırıldığımızı ya da
alış-verişte zararlı çıktığımızı hissettiysek, ne zaman bizden haksız isteklerde
bulunulduysa (örneğin hata yapmadığımız halde özür dilememiz istendiyse) pek çok
öfke duymuşuzdur. Söyleyeceğimiz bir şey varken susturulduğumuzda, geçerli
duygularımız yüzünden cezalandırıldığımızda hep haksız yere cezalandırıldığımızı
hissetmişsizdir. Nerede haksızlık varsa orada öfke de vardır. Bu olayların
yirmi, otuz, kırk yıl önce gerçekleşmiş olmaları bir şey değiştirmez.
Yaşamlarımızı denetim altında tutmayı sürdürürler.
Öfkeden Kurtulmak İçin Altı Yetenek
Öfkemize
takılı yaşamanın bedeli nedir? Şimdi bir insanın mutlu ve başarılı bir iyileşme
sürecini yaşaması için kazanması gerekli altı yetenekten söz edelim.
Başarılı yaşam için birinci yetenek, yönü veya amaçları (doğru) saptama
yeteneğidir. Doğru sözcüğü parantez içinde verilmiştir, çünkü burada sizin için
doğru olan kastedilmektedir. Başka birinin sizin için tanımladığı, size uygun
gördüğü yöne ve amaçlara doğru hareket etmenin hiçbir yararı yoktur. Sizin
yaşamınızı anlamlı ve dolu kılan, ancak kendi yönünüz, kendi hedeflerinizdir.
Hedeflerini saptayıp o yönde ilerleyemeyenlerin başarılı ve mutlu yaşamlara
kavuşmaları zordur.
Başarılı yaşam için gerekli ikinci yetenek de gereksinimimiz olana
şeyleri isteme yeteneğidir. İsteyemediğimiz şeyleri elde edemeyiz. Bu
durumda elde edeceğimiz tek şey öfke olur. Bundan sonra da ödeşmeye yöneliriz.
Böylece isteyememek, elde edememek, öfkelenmek ve ödeşmek kısır döngüsü içinde
yaşarız.
Üçüncü yetenek hayatın akışına karşı sabırlı olma yeteneğidir. Kin
tutan ya da bağımlılığını bir başka bağımlılığa dönüştüren insan sabır gösterme
yeteneğine sahip olamaz.
Dördüncü yetenek yaşanan anın zevkine varabilme yeteneğidir. Öfke,
herhangi bir şeyden zevk almamızı engeller. Depresyon, bastırılmış kin ve aşırı
tedirginlik, kaygı üzerinde düşünün. Öfkenin bu yüzleri hayattan zevk almamızı
engeller. "Duygularını paylaşmayanlar" kolay mutlu olamazlar. Bağımlılığa sahip
insanlar da tam ve dolu dolu yaşamak olanağından uzak kalırlar.
Beşinci yetenek affedebilme yeteneğidir. Kendilerini ve başkalarını
affedemeyen kişiler pek mutlu ve huzurlu olamazlar. Öfke, kendimizi, yaşamı ve
başkalarını affedebilmemizi engeller.
Altıncı yetenek yaratıcı bir istekliliğe sahip olma yeteneğidir.
Gerçekten mutlu olan insanlar yaşama katkı yaparlar. Çok zaman bir çeşit
güzellik yaratırlar. Bu, ihtiyacı olan bir dosta el uzatmak, yalnız birine
mektup yazmak ya da gönüllü çalışma yapmak şeklinde olabilir. Şekli ne olursa
olsun, yaptığımız, dünyayı bulduğumuzdan daha iyi bırakmaktır. Öfke ise
enerjimizi, yaratıcı sevecenliğe olanak bırakmayacak kadar çok tüketir.
ÖFKEYLE BAŞETME
Daha az yoğun tatsız düşünceleri fark etmeyi ve onlarla ve sonuçlarıyla başa çıkmayı öğrenmek, gereksiz öfkeyi önler. Bundan sonra öfkelendiğinizde, şu soruları düşünün:
1-Öfke ile birlikte başka hangi duyguları yaşıyorum? Örneğin:Bir arkadaşınızın, ona olan güveninizi sarstığını farz edin. Büyük olasılıkla, ilkönce kırıldığınızı hissedeceksiniz.
2-Öfkelenmeme nasıl yol açıyorum? Mantıksız inançlarım neler? Bunu bana nasıl yapar? Bunu kabul edemem! O bir alçak. Onu tanıyamamışım. Haddini bildireceğim.
3-Bu duruma daha mantıklı nasıl yaklaşabilirim? Talep etme, dayanamama, şikayet etme ve suçlama dışında kendime neler söyleyebilirim? Kendinize şunları söyleyebilirsiniz: Ona sır vermemem gerektiği ortada - fakat bu herkesin güvenilmez olduğu anlamına gelmez. Kırıldım, ama buna dayanabilirim - hayatım devam edecek! Belki onu daha iyi tanımam gerekirdi, fakat tanımıyordum. Bir daha ki sefere daha dikkatli olacağım. Onun bazı özelliklerini seviyorum, ama bu sevdiğim özelliklerinden biri değil!
4- Olumlu bir bakış açısı seçeneği ne olurdu? Durumdaki olumlu potansiyel nedir? Bir fırsat ya da öğrenilecek bir şey var mı? Olaya mizahi bakış nasıl olurdu? Kendinize şöyle diyebilirsiniz: En azından onunla olan ilişkimin sınırlarını öğrenmiş oldum. Birçok açıdan hoş bir kadın, fakat sır verilecek birisi değil. Veya mizahi açıdan: Şimdi film yıldızları gibi oldum -herkes benden söz ediyor!
5-Amacımı nasıl değiştirebilirim? Kontrol etmeye çalışmak benim için ne kadar önemli? Benim kazanmam şart mı, yoksa her ikimizin de kazanacağı bir yol var mı? İntikam almanın sonuçları neler? Haklarımı başka nasıl koruyabilirim?
Kaynaklar
Larsen, E., Hegarty C. L. (1997). Öfkeden Affetmeye (çev). Ankara: Erek Yayınları.
Lerner, H. (1996). Öfke Dansı (çev.). İstanbul: Varlık Yayınları.
McKay, G., Dinkmeyer, D. (1998). Ne Hissettiğiniz Kendinize Bağlı (çev.). Ankara: HYB
Morganett, R. S. (1990). Skills for Living. Group Counseling Activities For Young Adolescents. Illıonois:Research Press.
Özer, A. K. (1994). Öfke, Kaygı ve Depresyon Eğilimlerinin Bilişsel Alt Yapısıyla İlgili Bir Çalışma. Psikoloji Dergisi, 9 (31), 12-25.
Özer, A. K. (1994). Sürekli Öfke ve Öfke İfadesi Tarzı Ölçekleri Ön Çalışması. Psikoloji Dergisi, 9 (31), 26-35.
Potter-Efron, R. (1997). Her An Öfkeli Misiniz? Öfkenizi Denetim Altında Tutabilmek İçin Bir Kılavuz (çev.). Ankara:HYB